Çoğu kişi anneliği anlatırken hep güzel anlardan bahseder. İlk gülüş, ilk adım, ilk kelime… Evet, bunlar gerçekten unutulmaz. Ama arada kalan o görünmeyen kısımlar da var. Mesela kendinle baş başa kaldığın o kısa anlarda “Ben yeterince iyi miyim?” diye sorduğun zamanlar… İşte anneliğin en gerçek tarafı biraz da burada başlıyor.
Bir de beklentiler meselesi var. Toplumun, ailenin, hatta sosyal medyanın yüklediği o “kusursuz anne” algısı… Sence gerçekten böyle bir şey var mı? Her şeye yetişen, hiç yorulmayan, hep sabırlı olan bir anne… Yoksa bu biraz da bize dayatılan bir hikâye mi? Çünkü gerçek hayatta annelik bazen dağınık bir ev, bazen yarım kalmış işler, bazen de “bugün sadece hayatta kalmaya çalıştım” dediğin günler demek.
Ama tam da bu noktada başka bir şey öğreniyorsun: Yeterince iyi olmak aslında yeterli. Mükemmel olmaya çalıştıkça yoruluyorsun ama olduğu gibi kabul ettiğinde hem kendine hem bebeğine daha çok alan açıyorsun. Belki de anneliğin en önemli dersi bu; kontrol etmek yerine akışa bırakabilmek.
Bebekler de öğretmen gibi aslında. Sabretmeyi, küçük şeylerle mutlu olmayı, anın içinde kalmayı onlardan öğreniyorsun. Bir gülüşle günün değişebileceğini, bir dokunuşun her şeyi hafifletebileceğini… Bunları sana kimse anlatamaz, ancak yaşayarak fark ediyorsun.
Ve zaman… En hızlı geçen şey o. Bugün kucağında uyuyan o minik beden, yarın yürümeye başlayacak. Sonra konuşacak, sonra kendi dünyasını kuracak. Sen “biraz büyüsün rahat ederim” derken, bir bakmışsın o küçücük anları özler olmuşsun. Peki o zaman neden bazen o anların içinde olmayı unutuyoruz?
Belki de annelik, sürekli bir denge kurma çabası. Kendinle bebeğin arasında, beklentilerle gerçekler arasında, yorgunlukla sevgi arasında… Ve bu denge her gün yeniden kuruluyor.
O yüzden belki de kendine şu soruyu sormak iyi gelir: Ben gerçekten nasıl bir anne olmak istiyorum?
Cevap başkalarında değil. Ne sosyal medyada, ne çevrende… Cevap, senin içindeki o sessiz yerde.
Ve belki de en önemlisi şu:
İyi bir anne olmak, her şeyi doğru yapmak değil…
Sevgiyle, sabırla ve elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışarak yolda kalabilmek.
İstanbul:
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorum Yap