Zamanla fark edilir ki, sürekli karşı tarafı memnun etmeye çalışmak insanı yorar. Kendi isteklerini ertelemek, “sorun çıkmasın” diye susmak, bir noktadan sonra içten içe biriken bir huzursuzluğa dönüşür. İşte bu noktada sınır koymak bir ihtiyaç haline gelir. Çünkü insan önce kendine karşı dürüst olmalıdır.
Sınır koymanın en zor tarafı genellikle ilk adımdır. Bir şeyleri açıkça ifade etmek kolay değildir. “Yanlış anlaşılır mıyım?”, “Kırılır mı?”, “Beni kaybeder mi?” gibi sorular aklı meşgul eder. Ancak unutulmaması gereken bir şey vardır: Sürekli kendini geri planda tutmak, zamanla insanın kendi değerini sorgulamasına neden olur.
Sağlıklı bir ilişkide hem “biz” vardır hem de “ben”. Taraflar birbirine saygı duyar, birbirinin alanına müdahale etmez. Sınır koymak bu yüzden uzaklaşmak değil, ilişkiyi daha sağlam hale getirmektir. Çünkü sınırlar, karşılıklı saygının temelini oluşturur.
Sınır koyarken önemli olan şey, net ve tutarlı olmaktır. Ne istediğini açık bir şekilde ifade etmek gerekir. Karmaşık cümlelere ya da uzun açıklamalara çoğu zaman gerek yoktur. Bazen sadece “Ben bunu istemiyorum” demek bile yeterlidir. Asıl önemli olan, bu duruşun arkasında durabilmektir.
Elbette herkes sınır koyulmasından hoşlanmayabilir. Çünkü alışılmış düzen değişir. Ancak bu durum aslında ilişkideki gerçek dengeyi ortaya çıkarır. Seni gerçekten anlayan ve değer veren biri, sınırlarına saygı duyar. Aksi durumda ise sorun zaten sınır koymak değil, ilişkinin kendisidir.
Sonuç olarak sınır koymak sevgiyi azaltmaz, aksine daha sağlıklı bir hale getirir. Çünkü sevgi sadece fedakârlık değildir; aynı zamanda saygı, anlayış ve denge gerektirir. İnsan kendine değer verdiğinde, karşısındaki de ona değer vermeyi öğrenir. Bu yüzden sınır koymak, birini uzaklaştırmak değil; önce kendine yaklaşmaktır.
İstanbul:
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorum Yap