Kitap boyunca Santiago’nun karşısına çıkan insanlar, yaşadığı zorluklar, yaptığı seçimler… Hepsi aslında bize tanıdık geliyor. Çünkü bir noktada hepimiz bir şey istiyoruz ama çoğu zaman o yola çıkmaya cesaret edemiyoruz. “Ya olmazsa?” korkusu ağır basıyor.
Coelho burada çok sade bir dil kullanıyor. Öyle ağır cümleler, karmaşık anlatımlar yok. Ama tam da bu sadelik içinde bazı cümleler var ki durup düşünmeden geçemiyorsun. Özellikle şu fikir sürekli kendini hissettiriyor:
“Bir şeyi gerçekten istersen, bütün evren sana yardım eder.”
Kulağa biraz fazla romantik geliyor olabilir. Ama kitap tam da bunu sorgulatıyor zaten. Gerçekten öyle mi? Yoksa bu sadece kendimizi motive etmek için söylediğimiz bir şey mi?
“Simyacı”yı farklı yapan şey de burada. Sana cevap vermiyor… Sadece sorular bırakıyor.
Bir yandan da şunu fark ediyorsun: İnsan çoğu zaman aradığı şeyi çok uzaklarda zannediyor ama aslında cevap çoğu zaman başladığı yerde saklı.
Kitap bittiğinde elinde kalan şey sadece bir hikâye olmuyor. Bir his oluyor. Belki de en önemli soru şu: Sen gerçekten ne istiyorsun? Ve daha da önemlisi… Onun peşinden gitmeye hazır mısın?
İstanbul:
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorum Yap