Paris’te yaşayan bir mühendis düşün. Sanatla ilgileniyor, arada böyle etkinliklere göz atıyor. Karşısına bir çekiliş çıkıyor: 100 euro veriyorsun ve belki de bir Picasso kazanıyorsun. Kulağa biraz fazla iyi geliyor, değil mi? Muhtemelen o da öyle düşündü. Ama yine de bir bilet aldı.
Sonrası tam film sahnesi gibi. Telefon çalıyor, arayan ünlü müzayede evi Christie's. Görüntülü arama… Karşısına çıkan kişiler ciddi ciddi “kazandınız” diyor. İlk tepki ne olurdu sence? Sevinmek mi, yoksa “biri benimle dalga mı geçiyor?” diye düşünmek mi? O da tam olarak ikincisini yaşıyor zaten. Böyle bir şeyin gerçek olduğuna inanmak kolay değil.
Ama işin gerçeği şu: 1941 tarihli, Picasso’nun o karakteristik tarzını taşıyan bir eser artık ona ait. Üstelik sıradan bir çalışma da değil. “Kadın Başı” adlı bu portrede, sanatçının ilham kaynağı olan Dora Maar resmediliyor. Yani sadece maddi değeri yüksek bir tablo değil; aynı zamanda sanat tarihinin bir parçası.
Bu noktada insanın aklına şu soru geliyor: Gerçekten şans mı bu, yoksa doğru anda doğru yerde olmak mı? Çünkü çekilişe dünya genelinde 100 binden fazla kişi katılıyor. Herkes aynı umudu taşıyor ama kazanan tek kişi.
İşin bir de başka tarafı var. Bu çekiliş sadece “birine büyük ödül vermek” için yapılmamış. Satılan biletlerden elde edilen milyonlarca euro, Alzheimer araştırmalarına aktarılıyor. Yani bir yandan biri hayatının sürprizini yaşarken, diğer yandan binlerce insanın hayatına dokunabilecek bir destek sağlanıyor. Belki de bu hikâyeyi asıl değerli yapan da bu.
Düşünsene… Sen hafta sonu canın sıkıldı diye bir çekilişe giriyorsun ve birkaç gün sonra hayatın değişiyor. Böyle şeyler gerçekten sadece başkalarının mı başına geliyor, yoksa bir gün senin de kapını çalabilir mi?
Belki de mesele şu: Hayat bazen hiç planlamadığın anlarda, hiç beklemediğin şeyleri önüne koyuyor. Ve sen sadece “denemiş” oluyorsun.
*Temsili görseldir
İstanbul:
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorum Yap