Rauf Raif Denktaş’ın adı anıldığında zaten ortamın havası değişiyor. Bu kez o hava, notalarla birleşti. Salon doluydu ama asıl dolu olan şey sanırım insanların içiydi. Çünkü çalınan eserler sadece kulağa değil, doğrudan bir yerlere dokunuyordu. Kürdilihicazkar’dan nihavente uzanan o tanıdık makamlar… İnsan dinlerken bir yandan da kendi anılarına gidiyor farkında olmadan.
Bir de işin Kıbrıs tarafı var tabii. Sadece klasik eserler değil, Kıbrıs Türk halk müziğinden parçalar da söylendi. O an anlıyorsun aslında; mesafe dediğimiz şey haritada var sadece. Kültürde, müzikte pek de yok.
Belki de gecenin en güzel tarafı buydu: Resmiyetten uzak, samimi bir bağ kurulması. Öyle uzun uzun konuşmalar, resmi cümleler yok… Daha çok his var. Hani bazen bir şarkı çalar ve sana bir şey hatırlatır ya, işte o his tüm salona yayılmış gibiydi.
Konser bitince insanlar yavaş yavaş ayağa kalktı ama o anın etkisi hemen geçmedi. Sanki herkes biraz daha orada kalmak ister gibiydi.
*Temsili görseldir
İstanbul:
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorum Yap